HAYRETTİN KARAMAN VE BİR FİKİR (!) SIPASINA DAİR

 Hüseyin avni hoca’nın kaleminden fikirleri tımar edilen Hayrettin Karaman… Fikrileri tashihe değil, tımara muhtaç zamane müçtehidi diyesiymiş ki; “Bir gönülde Ehl-i Beyt sevgisiyle Muaviye sevgisi bir araya gelmez.”…  

Üçlü saç ayağın biri olarak Üstad Necib Fazıl tarafından çok zaman önce teşhir edilen bu Hazreti Muaviye müfterisi itikad sapkını adam, 1400 küsür senelik gelecek içinde bu meseleyi vuzuha kavuşturan yüzlerce eser varken, Evrakâ (buldum) durumlarına hangi saikle düşüyor acaba? 

 Bilen varsa söylesin, diyeceğiz ama Avni Hoca’nın bu işi layıkıyla yaptığını biliyoruz. Görmek isteyenler Gurâba Dergisi’nin Şubat 2012 tarihli sayısına bakıp echel’lerin durumlarını topyekûn müşahade edebilirler.  

Garib olanı şu; kaçıncı kez yanlışları bir labaratuar titizliği doğruluğunda önüne koyulmuş, fikirleri tımar edilmişken, hâlâ aynı nakarata hangi akılla devam ediyor; anlaşılması güç.  

Bir de bunların peşine takılmış tufeylî’ler varki, sormayın gitsin. 

Adam, Cübbeli Ahmet’in üçkağıtçılıklarını anlatma bahanesiyle bir kitab yazıyor; ama dert başka… Echel’i cüheladan olan bu sapık, kitabına Hazreti Muaviye radıyallahu anha’ya saldırma kuduzluğu göstererek başlıyor. Allah Resulü’nün Vahiy Katibine dil  uzatma cinayeti… Piçliği mi demeliydik? 

Bir de, takiyyeci İslâmsızoğlu’nu Kaşar Nuri’yi methetmez mi kitabında! Ulan senin ilmin ne, irfanın ne, izânın ne, anlayışın ne? Bu vadide sana bir gram yer tahsisi keramet çapında bir hadise telakki edileceğinden, böyle bir şansında yok. Hangi cesaretle don gömlek fırladın vadiye! 

 Doğru dürüst cümle kuramayan, tashih nedir bilemeyen adam, kalkmış kitab yazıyor… Anladık, herkesin yazma, bir şeyler karalama hakkı var. Anladıkta be adam bu hak sana, kabe duvarına necasetini bırakma hakkı da mı veriyor; bunu anlayamadık!

http://www.furkandergisi.com/index.php/tr/medya-analiz/1440-basindan-notlar

İslam Mütefekkiri Mirzabeyoğlu’nun Muhterem Vâlidesi Vefat Etti!

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Raciûn

İslam Davasının Savunucusu Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun muhterem vâlideleri Sabriye Erdiş Hanımefendi (22.01.2012) vefat etmiştir. Cenâb-ı Hak’tan merhumeye rahmet, başta İslam Mütefekkiri Mirzabeyoğlu olmak üzere sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ederiz!

Mirzabeyoğlu’nun kendi kaleminden;

Baba evinde her zaman, kitab mühim bir unsur olmuş ve Şerif Muammer (Muhammed), şahsiyet sahibi olma, kafa yapısı ve fikir meselesini her zaman maddi üstünlük ve ehemmiyetlerin önünde görmüştür… Anneciğim, 1964’de doğum günümde, babamın hediye ettiği kitaptan ayrı olarak bana, Eflâtun’un «Devlet» isimli eserini hediye etmiş ve şöyle yazmıştı:

– «Oğlum!.. Doğru ve akıllı adam, muvaffak olacak adamdır. İyi seneler.»

Benim not alarak okuduğum ilk eser de, 1967’de bu eserdir!.. Şiddetli toplayıcı karakterimin ve koku alma melekemin bariz olarak görülmesine vesile eser!..” (Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, c. 1, s.375)